Edebiyat Arşivi

Milli Edebiyat Dönemi PDF Yazdır e-Posta
Türk Dili ve Edebiyatı - Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı
Ali Horuz tarafından yazıldı.   
Perşembe, 29 Aralık 2011 06:34

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ GENEL ÖZELLİKLERİ

 Sanatsal ürünlerin yabancı etkilerinden sıyrılarak, kendi ulusal değerlerimize dönmeyi, halka kendi diliyle seslenmeyi ilke edinen 1908'de başlayıp1923'e kadar süren bir edebiyat akımı ve bu akıma katılan sanatçıların oluşturduğu topluluktur.

Millî Edebiyat Dönemi (1911-1923)

1911 yılında Selanik’te çıkan Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan adlı makalesinin yayımlanmasıyla başlayan yeni bir dil hareketidir. Sade Türkçe’nin bir dava olarak ele alınması ilk kez bu dergide ortaya konulmuş ve “Millî Edebiyat” terimi ilk defa bu dergide kullanılmıştır. Bu dönem sanatçılarının şiir anlayışıyla, Fecr-i Ati topluluğunun şiir anlayışı birbirinden pek farklı değildir. "Şiir vicdani bir keyfiyettir" düşüncesinde olan şairleri bireysel konuları işlerler. Daha sonra 1917 yılında yaptıkları bir toplantıda, hece ölçüsünü kullanma, günlük konuşma diliyle yazma noktasında birleşen şairlerin, içerik konusunda her birinin ayrı bir yaklaşımda olduğu gözlenir. Bu dönem sanatçıları Divan edebiyatını, Doğu edebiyatının; sonrasını ise Batı edebiyatının taklitçisi olmakla suçlarlar.

Şiirde daha çok bireysel konulara yönelen bu dönem sanatçıları, roman ve öyküde sosyal meselelere eğilmişler; Milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş Savaşı gibi konuları ele almışlardır. Konuların İstanbuldışına çıkarılması da bu dönemin belirgin özelliklerindendir. Ayrıca “aşk” bu dönem roman ve hikâyesinin en önemli teması olarak dikkat çeker.

Özellikleri

Dil sadeleşmiştir.

Aruzun yanında hece ölçüsü de kullanılmıştır.

İlk defa bu dönemdeki eserlerde İstanbul dışına çıkılmış ve sanatçılar Anadolu'ya açılmıştır.

Halk edebiyatının kurallarını benimsemiş, Millî unsurlara dönmek amaçlanmış, Öztürkçe felsefesi güdülmüştür. Bu nedenlerle Cumhuriyet Edebiyatı'na hazırlık aşaması olarak görülebilir.

Döneminin dil anlayışı

Dil sadeleşmiştir.

Konuşma dili olarak İstanbul Türkçesi benimsenmiş, yazı dili ile konuşma dili arasındaki fark kalkmıştır.

Türk dilinin kuralları belirlenmiş, Arapça ve Farsça'dan gelen tamlamalar yerine Türkçe tamlamalar kullanılmış.

Türkiye Türkçesine diğer Türk lehçelerinden sözcük alınmamalıdır görüşü savunulmuştur.

Terimler bilimle ilgili olduğu için aynen kullanılmalıdır görüşüne vurgu yapılmıştır.

Türkçülük akımı önem kazanmıştır.

Dönemin sanatçıları

Ömer Seyfettin (1884-1920)

Millî Edebiyat hareketinin önderlerinden olan sanatçı daha çok hikâyeleriyle tanınmıştır. Yeni Lisan makalesinde ortaya koyduğu görüşlerini, hikâyelerinde uygulamaya çalışmış ve başarılı olmuştur. Dilimizin sadeleşmesinde önemli yeri olan Ömer Seyfettin; anılarından, tarihteki kahramanlıklardan ve günlük yaşayışlardan yararlanarak, gücünü çekici anlatımından, olaylardan alan, çoğunlukla beklenmedik sonuçlarla biten hikâyeleriyle edebiyatımızda önemli bir yer tutar. Hikayeciliği meslek haline getirmiştir. Hikayelerinde Maupassant tarzı olarak da bilinen olay ağırlıklı konular işlemiştir. Kısa hayatına karşılık, birçok eser vermiştir.

Bazı eserleri:

Hikâye: İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Bomba, Gizli Mabet, Asılzadeler, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lale

Ziya Gökalp (1876-1924)

Şiiri, düşüncelerini halka yaymak için bir araç olarak kabul eden sanatçı, bu türde sanatsal yönden güçlü ürünler vermemiştir. Daha çok Türkçülük düşüncesini sistemleştiren bir düşünür ve sosyologolarak tanınmıştır. Önceleri, bütün dünya Türklerini bir bayrak altında toplamayı amaçlayan Turancılık görüşüne bağlıyken, sonraları “Türkiye Türkçülüğü” düşüncesine yönelir. Günlük konuşma diliyle yazı dilinin birleştirilmesi gerektiğine inanan sanatçı, eserlerinde bunu başarıyla uygular. Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanan sanatçı, -Turan adlı şiiri hariç- konu olarak daha çok eski Türk tarihine, İslamiyet öncesi dönemlere yönelir. Ayrıca yurt, millet, ahlâk, din ve uygarlık gibi konuları da eğitici bir yaklaşımla ele alır.

Bazı eserleri:

Şiir: Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat

Nesir: Türkçülüğün Esasları, Türk Medeniyeti Tarihi, Malta Mektupları ve Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak

Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944)

Servet-i Fünun döneminde eserler vermeye başlamıştır. O dönem çok kullanılan Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşın kendisi Türkçülük akımını yaymaya çalışmış; bu yönde eserler vermiştir. Türk edebiyatında açık bir Türçülüğü ilk defa bir sanat ideali haline getiren Türk şairidir. Milliyetçi kimliği ile Milli edebiyatın bayrağı simgesindedir. Hece ölçüsünü aruz ölçüsüne tercih etmiş, sanatı; ülküsünü ve fikirlerini anlatmakta bir araç olarak kullanmış, her şeyi vatanın yükselmesi uğrunda kullanabileceğini söylemiştir. Eserlerinde coşku, kahramanlık, vatan sevgisi ve öğreticilik bulunur.

Bazı eserleri:

Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Mustafa Kemal, Zafer Yolunda, Ordunun Destanı, Ankara

Refik Halit Karay (1888-1965)

Millî Edebiyat ve Cumhuriyet döneminin en ünlü öykü ve roman yazarlarındandır. Önce Fecr-i Ati edebiyatına 1917’den sonra ise Millî Edebiyat'a katılır. Kurtuluş Savaşı’na karşı yazılarından dolayı tutuklanacağı zaman Halep’e kaçar. Çıkarılan bir af üzerine 1938’de Türkiye’ye döner. Güçlü bir gözlemci olan yazar, betimlemelerinde de nesneldir. Realist bir anlayışa sahip olan yazarın sade bir dili ve yalın bir anlatımı vardır. Mizah ve eleştiri onun yapıtlarının ayrılmaz unsurlarıdır. "Kirpi" lakaplı yazar, öykü ve romandan başka, anı, deneme, fıkra ve tiyatro türlerinde de eserler vermiştir.

Bazı eserleri:

Öykü: Memleket Hikayeleri, Gurbet Hikayeleri

Roman: Sürgün, Nilgün, Çete, Kadınlar Tekkesi, Bugünün Saraylısı, İstanbul’un İç Yüzü, Anahtar

Mizah ve Hiciv: Deli, Sakın Aldanma İnanma Kanma, Kirpinin Dedikleri

Halide Edip Adıvar (1884-1964)

Daha çok İngiliz Edebiyatı'ndaki romanlardan etkilenen sanatçının eserlerini; kadın psikolojisine eğildiği romanları (Seviye Talip, Raik’in Annesi, Handan), Kurtuluş Savaşı’nı anlattığı romanları (Vurun KahpeyeAteşten Gömlek) ve toplumsal konuları ele aldığı töre romanları (Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayır) olarak üç grupta toplayabiliriz. Yazın hayatına başlamadan önce hastanelerdemüfettiş olarak çalışmıştır. Aydın Türk kadınını yaratmaya çalışmış, bu yönde çalışmaları olmuştur. Eserlerinde de çağdaş Türk kadınından ve kadın psikolojisinden kesitler sunar. Kurtuluş Savaşı dönemlerinde milli irade eksenli ve cehaleti yenmek gerektiği üzerine eserler vermiştir.

Bazı diğer eserleri:

Roman: Yeni Turan, Kalp Ağrısı, Zeyno’nun Oğlu

Anı: Türk’ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev

Hikaye: Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt, Kubbede Kalan Hoş Sada

Reşat Nuri Güntekin (1889-1956)

Realist bir anlayışa sahip olan yazar, Millî Eğitim müfettişliği görevi ile Anadolu’yu dolaşmış, buradaki yaşamı gözlemlemiş, bu gözlemlerini yalın bir dil ve anlatımla eserlerinde dile getirmiştir. Romanlarında yoğun bir Anadolu atmosferi vardır. Bu atmosfer içinde yurt ve toplum gerçeklerini, töreden kaynaklanan doğru ya da yanlış inanışları ele alır. Bu konular; öykülerinde, mizah unsuruyla da berleştirilerek verilir. Yazar ilk kez, duygulsal bir aşkı dile getirdiği ve birçok yönleriyle Anadolu’yu anlattığı Çalıkuşu romanıyla adını duyurmuştur.

Bazı eserleri:

Roman: Çalıkuşu, Damga, Yeşil GeceYaprak Dökümü, Bir Kadın Düşmanı, Miskinler Tekkesi, Kan Davası

Öykü: Tanrı Misafiri, Leyla ile Mecnun, Olağan İşler

Oyun: Hançer, Hülleci, Tanrı Dağı Ziyafeti

Gezi yazısı: Anadolu Notları

Mehmet Fuat Köprülü (1890-1966)

Türk Edebiyatı araştırmalarını sistemleştiren ve edebiyat tarihçisi olarak ün kazanan sanatçının eserleri de bu yoldadır. Bugün bilinen birçok şair, yazarın yoğun araştırmaları sonucunda ortaya çıkmıştır.

Bazı eserleri:

Türk Edebiyat Tarihi, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvuflar, Divan Edebiyatı Antolojisi, Türk Saz Şairleri Antolojisi

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974)

Romanlarında kusursuz bir anlatım ve sağlam tekniği ile dikkat çeken sanatçı, tarihi ve sosyal olaylardan herbirini bir romanına konu edinerek, Tanzimat dönemi ile Atatürk Türkiyesi arasındaki dönem ve kuşakların geçirdikleri sosyal değişiklik ve bunalımları yaşayış ve görüş ayrılıklarını işlemiş, düşünce ve teze dayalı özlü yapıtlar vermiştir.

Bazı eserleri ve içerikleri:

Hep O Şarkı - Abdülaziz döneminin yaşamı

Bir Sürgün - II. Abdülhamit’in baskılı yönetimiyle savaşmak için Fransa’ya kaçan Jön Türkler

Hüküm Gecesi - 31 Mart Olayı’ndan sonra iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Cemiyeti ile muhalefet arasındaki siyasi çekişme

Kiralik Konak - Tanzimat’tan I. Dünya Savaşı’na kadar yetişen üç kaşaktaki görüş ayrılığı

Sodom ve Gomore - Mütareke döneminde, işgal altındaki İstanbul’da ortaya çıkan ahlâki çöküntü

Yaban - Kurtuluş Savaşı yıllanrındaki bir Anadolu köyü

Ankara - Yeni başkentin üç dönemi

Panorama I, II - Cumhuriyet döneminin 1952’ye kadarki durumu

Bazı diğer eserleri:

Anı: Zoraki Diplomat, Politikada 45 Yıl, Vatan Yolunda, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları

Monografi: Ahmet Haşim, Atatürk

Mensur şiir: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan

Hikâye: Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri

Tiyatro: Nirvana, Veda, Sağanak, Mağara

Makale: İzmir’den Bursa’ya, Ergenekon, Kadınlık ve Kadınlarımız

Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958)

Belirli bir topluluğa katılmamış özgür bir şairdir, her dönemde örnek şiirleri vardır. Neoklasik eğilimli yazarın kendine özgü farklı bir anlayışı vardır. İstanbul şairi olarak tanınır. Osmanlı İmparatorluğunungeçmişteki parlak günlerine büyük bir özlem duyar. Eserlerinde İstanbul, tarih, yurt sevgisi, aşk, ölüm ve sonsuzluk konularını işlemiştir. Divan şiirinin özünü anlatma çabası içinde olan sanatçı, eski şiirin ölçü, uyak ve ahenk unsurunu ön planda tutmuştur. Bu açıdan eserlerinde malzeme eski, şiir ise yenidir denilebilir. Şiirlerinde aşırı titiz olmasından dolayı yazarın bütün eserleri ölümünden sonra kitaplaştırılmıştır.

Bazı eserleri:

Şiir: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla, Rübailer

Nesir: Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Siyasî ve Edebî Portreler, Siyasî Hikayeler, Edebiyata Dair

Beş Hececiler

Bu şairler; 1917'de Selanik’te Genç Kalemler dergisi ile başlayan Millî Edebiyat akımının ilklerine bağlı olarak, halk şiirimizin özelliklerinden, yerli kaynaklarımızdan yararlanarak, şiirimizin aruzdan heceye geçişinde önemli rol oynamışlardır. Şiirlerinde Anadolu manzaralarını ve Anadolu yaşayışını coşkulu bir dille işlemişlerdir. Hece ölçüsünün genellikle 11’li ve 14’lü kalıbını kullanmışlardır. Eserlerinde konuşma dilini kullanan bu yazarlar daha sonraları, yeni biçimler arayarak oldukça uzun şiirler de yazmışlardır.

Şiire I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında başlayan, mütareke yıllarında şöhret kazanan hececiler, Anadolu'yu ve vasat insan tipini şiire soktular. Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik, işledikleri başlıca konulardır. Hecenin bu beş şairi millî edebiyat akımından etkilenmiş ve aruzu bırakarak şiirlerinde heceyi kullanmaya başlamışlardır. Bunda da oldukça başarılı olmuşlardır.

Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılar milli edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır...

Şiirde sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.

Beş hececiler şiire birinci dünya savaşı ve milli mücadele döneminde başlamışlardır.

Beş hececiler ilk şiirlerinde aruz veznini kullanmışlar daha sonra heceye geçmişlerdir.

Şiirde memleket sevgisi, yurdun güzellikleri, kahramanlıklar ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.

Hece vezni ile serbest müstezat yazmayı da denediler.

Mısra kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmadılar yeni yeni biçimler aradılar.

Nesir cümlesini şiire aktardılar ve düzyazıdaki söz dizimini şiirlerde de görülmesi beş hececiler de çok rastlanan bir özelliktir.

Beş hececiler şu sanatçılardan oluşmuştur: Faruk Nafız ÇamlıbelYusuf Ziya OrtaçEnis Behiç KoryürekHalit Fahri OzansoyOrhan Seyfi Orhon

Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973)

Şiire 1.dünya savaşında aruzla başladı. Daha sonra da hece vezniyle şiirler yazmaya başladı; fakat, heceyle şiirler yazarken aruzla de yazmaya devam etti.

Duygu ve düşünceyi bir arada yürüten, romantik ve realist konu ve hayatları işleyen şiirleriyle ün yapmıştır.

Şiirlerinde Anadolu'yu ve memleket sevgisini anlatır.

Şiirlerindeki başlıca temalar aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve ihtirastır.

Dili sadece akıcıdır. Söz sanatlarına yer veren güçlü bir üslubu vardır.

Eserleri: Han Duvarları, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Gönülden Gönüle, Bir Ömür Böyle Geçti, Elimle Seçtiklerim, Heyecan ve Sükun Tiyatroları: Özyurt, Canavar, Yayla Kartalı, Dev Aynası,Akın

Enis Behiç Koryürek (1891-1949)

İlk şiirlerini servet-i fünun etkisinde yazdı.

Şiire aruz vezniyle başlamıştır.

Hece ile yazdığı ilk şiirlerinde aşk duygularına yer vermekle beraber, daha sonra kurtuluş savaşı yıllarında milli duyguları ve tarihi kahramanlıkları işleyen heyecan yüklü epik şiirler yazmıştır.

Eserleri: Miras ve Güneşin Ölümü adlı şiir kitabı vardır.

Şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır.

Halit Fahri Ozansoy (1891-1971)

Şiire aruzla başlamıştır. Aruza veda adlı şiiriyle, aruz veznini bırakıp heceye yönelmiştir.

Şiirlerinde çoğunlukla egzotik sahnelere, hüzün ve melankoli gibi bireysel duygulara, aşk ve ölüm temalarına rastlanır.

Şiirlerinde konuşulan Türkçe'yi başarıyla kullanmıştır.

Şiir, roman ve tiyatro türlerinde eserler vardır.

Romanları:Sulara Giden Köprü (1939) Aşıklar Yolunun Yolcuları (1939)

Oyunları:Baykuş (1916) İlk Şair (1923) Sönen Kandiller (1928) 10 Yılın Destanı (1933) Nedim (1936) Hayalet (1936) Bir Dolaptır Dönüyor (1958) İki Yanda (1970) (Baykuş ve Şair oyunları aruzla yazılmıştır.)

Anıları:Edebiyatçılar Geçiyor (1939, Edebiyatçılar Çevremde adıyla genişletilmiş baskı, 1970) Darülbedayi Devrinin Eski Günleri (1964) Eski İstanbul Ramazanları (1968)

Şiirleri:Rüya (1912) Cenk Duyguları (1917) Efsaneler (1919) Zakkum (1920) Bulutlara Yakın (1920) Gülistanlar ve Harabeler (1922) Paravan (1929) Balkonda Saatler (1931) Sulara Dalan Gözler (1936) Hep Onun İçin (1962) Sonsuz Gecelerin Ötesinde (1964)

Yusuf Ziya Ortaç (1896-1967) 

Yusuf Ziya da diğerleri gibi şiire aruzla başlamış daha sonra heceye geçmiştir.

Şiirlerinde günlük hayatın çeşitli görünümlerini sade bir dille işlemiştir.

Akbaba adlı mizah dergisini çıkarmıştır.

Eserleri: Akından Akına, Bir Rüzgar Esti, Yanardağ, Aşıklar yolu....'

Orhan Seyfi Orhon (1890-1972) 

Şiire aruzla başlar daha sonra heceyle devam eder.

Şiirlerinde daha çok şahsi konuları işler.

Bazı şiirlerinde halk şiirinin şekillerini de kullanmıştır.

Bireysel duyguları işleyen ,ahenkli,ve zarif şiirlerinde temiz duru bir Türkçe kullanmıştır.

Eserleri: Fırtına ve Kar, Gönülden Sesler, Peri Kızı İle Çoban, O Beyaz Bir Kuştu.

Eserleri: Fırtına ve Kar, Gönülden Sesler, Peri Kızı İle Çoban, O Beyaz Bir Kuştu.

 


Son Güncelleme: Cuma, 13 Ocak 2012 23:05
 

You are here  : Anasayfa Türk Dili ve Edebiyatı Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı Milli Edebiyat Dönemi

Tasarım

tasarim Tasarım: Ali Horuz

Destek

edebiyat, destek Sitemize katkı yapmak isterseniz, üye olup makale önerebilirsiniz. Gönderileriniz kendi adınızla yayınlanır.

Edebi Portal

 Edebi Portal EdebiArşiv.Com, Türkiye'nin en geniş edebiyat portalı olmaya hazırlanıyor.